Cesaret Eden Kadınlara: Geleceği İnşa Eden Girişimci Güç Sizsiniz
- 6 gün önce
- 4 dakikada okunur

Girişimcilik artık sadece bir şirket kurma hikayesi değil. Girişimcilik; bir soruya takıntılı şekilde cevap
arama cesareti ve bir gelecek inşa etme meselesidir.
“Bunu daha iyi yapamaz mıyız?”
“Bu sorun neden hala çözülmedi?”
“Ya farklı bir yol varsa?”
İşte bu sorular, her büyük girişimin başlangıç cümleleridir.
Girişimcilik sandığımızdan çok daha eski. İpek Yolu’ndaki tüccarlar, risk alarak yeni pazarlara açılan
zanaatkarlar, sanayi devrimindeki fabrika kurucuları.Hepsi kendi dönemlerinin girişimcileriydi. 20.
yüzyılda girişimcilik daha çok sermaye ve üretim kapasitesiyle anılıyordu. Büyük fabrikalar, büyük
makineler, büyük yatırımlar.
Sonra internet geldi.
Bir dizüstü bilgisayar, bir fikir ve küçük bir ekip; milyar dolarlık şirketler kurabilir hale geldi. Garaj
kültürü doğdu. Silikon Vadisi mitolojisi yazıldı. Ancak o mitolojide genellikle tek bir profil vardı: genç,
çoğunlukla erkek, hoodie’li, siyah boğazlı kazak ya da siyah t-shirt’lü, yüksek riskli sunumlar yapan
kurucular.
Oysa girişimcilik hiçbir zaman tek tip olmadı.
Sadece anlatılan hikaye tek tipti.
Bugünün Girişimcilik Dünyası
Bugünün girişimcilik dünyası değişti. Artık mesele sadece hızlı büyümek değil; sürdürülebilir
büyümek haline geldi.
Yatırımcılar artık yalnızca “büyüme eğrisi”ne bakmıyor.
Şunları soruyor:
Birim ekonomi nedir?
Karlılığa giden yol nerede?
Ekip kültürü nasıl?
Farklı coğrafyalara adaptasyon kapasitesi var mı?
Çünkü dünya daha belirsiz. Sermaye daha seçici.Rekabet daha küresel. Bugünün girişimcisi
yalnızca cesur değil, aynı zamanda analitik, empatik ve stratejik olmak zorunda.
Ve tam burada kadınların yükselişi başlıyor.
Artık çok net biliyoruz ki kadın girişimciliği bir “sosyal sorumluluk başlığı” değil; ekonomik büyümenin,
sürdürülebilir kalkınmanın ve inovasyonun ana motorlarından biridir.
Kadınlar Neden ve Nasıl Oyunu Değiştiriyor?
Girişimcilik uzun süre “rekabet ve ego” üzerinden anlatıldı. Oysa gerçek girişimcilik problem çözme
sanatıdır. Kadın girişimciler bu sanatın doğasında var olan bazı unsurları daha görünür hale
getiriyor:
1. Sürdürülebilirlik Zihniyeti: Kadınlar çoğu zaman yalnızca “büyüyen” değil, “yaşayan” şirketler
kuruyor. Kültürü olan, insanı merkeze alan, uzun vadeli düşünen yapılar inşa ediyor.
2. İş Birliği Kültürü: Rekabet önemli ama iş birliği çarpan etkisi yaratır. Kadın liderli ekiplerde
paylaşım, açık iletişim ve ortak üretim daha yüksek.
3. Empati Temelli Ürün Tasarımı: Gerçek inovasyon, gerçek bir ihtiyacı anlamakla başlar. Empati,
teknoloji kadar güçlü bir rekabet avantajıdır.
4. Kaynak Disiplini: Araştırmalar gösteriyor ki kadın liderli şirketler genellikle sermayeyi daha
verimli kullanıyor, daha sağlıklı büyüyor ve kriz dönemlerinde daha dayanıklı oluyor.
Bu kadınlara atfedilen “yumuşak” bir özellik değildir. Bu stratejik üstünlüktür.
Yatırımcıların Rolü: Paradan Daha Fazlası
Girişimcilik ekosisteminde yatırımcılar yalnızca sermaye sağlayıcı değildir. Onlar oyun kurucudur.
Bir yatırım kararı:
Hangi sektörün büyüyeceğini
Hangi lider profilinin destekleneceğini
Hangi hikayenin yazılacağını
belirler.
Yatırımcı sadece ROI’ye bakan biri değil; vizyon yatırımcısıdır aynı zamanda.
Gerçek yatırımcı:
Zor sorular sorar
Kör noktaları gösterir
“Akıllı para” dediğimiz network kapılarını açar
Stratejik rehberlik sunar
Ve en önemlisi, potansiyeli klişelerin ötesinde görür
Çeşitliliğe yatırım yapmak bir “iyilik” değildir. Bu daha iyi bir getiri stratejisidir.
Geleceğin Girişimciliği
Geleceğin girişimciliği üç eksende şekillenmeye başladı:
1. Teknoloji + İnsan: Yapay zeka, biyoteknoloji ve sürdürülebilir enerji büyürken insan deneyimi
daha kritik hale geliyor.
2. Hız + Sorumluluk: Artık yalnızca büyümek değil,etik büyümek önemli.
3. Kar + Etki: Sosyal etki, çevresel farkındalık ve toplumsal katkı artık iş modelinin bir parçası.
Bu yeni denklemde tek tip liderlik modeli sürdürülebilir değil. Girişimcilik bir maratondur.
Yüksek sesli olan değil, dayanıklı olan kazanır.Ve kadınların bu noktadaki rolü çok kıymetlidir.
Türkiye’nin Yolculuğu
Türkiye’de girişimcilik ekosisteminin en çok konuşulmaya başlandığı yıllardan önce, 2000’li yılların
başında İsveçli iletişim şirketi Ericsson, mobil internet çözümlerini geliştirmek amacıyla İstanbul’da
dönemin ilk kurumsal kuluçka merkezlerinden biri olan “Crea-World”ü kurdu.
Kurumsal bir şirket tarafından girişimcilerin sistematik olarak desteklenmeye başlandığı yıllardı.
Mobil internet uygulamaları geliştirmek isteyenleri bir araya getiren bu merkez, gerçek bir teknoloji
üssü hedefiyle kurulmuştu.
Bu merkezden çıkan girişimciler, bugün Türkiye’nin önde gelen birçok teknoloji hikâyesinde yer aldı.
SMS ile başlayan yolculuk, bugün yapay zekaya kadar uzanan başarıların temelini attı.
Turkcell’in 3G ve Shubuo lansmanlarıyla birlikte mobil teknoloji ekosistemi büyüdü ve bugün
aralarında unicorn çıkarmış şirketlerin de bulunduğu bir girişim dalgası doğdu.
Yeni Kırılma Noktası
Uzun yıllar teknoloji alanında girişimciler ve yatırımcılarla aynı ekosistemi geliştirme hedefinde
çalışmış, kurumsal dönüşüm liderliği yapmış ve sahada girişimcilerle birlikte üretmiş bir kadın olarak
şunu net görüyorum:
2025 verileri ve 2026’nın ilk sinyalleri, yapay zekanın hayatımıza entegrasyonuyla birlikte tüm
dünyada sessiz ama güçlü bir kırılmaya işaret ediyor.
Startups.watch verilerine göre 2025’in ilk yarısında yatırım alan girişimlerde kadın kurucu oranı
%34’e kadar yükseldi. Birkaç yıl önce bu oran %15–20 bandındaydı.
Bu bir istatistik değil. Bu bir yön değişimi.
Türkiye İçin Stratejik Soru
Türkiye ikinci unicorn dalgasını nereden çıkaracak? Yine aynı profil, aynı çevre, aynı network mü?
Yoksa daha kapsayıcı, daha stratejik ve daha dengeli bir liderlik anlayışından mı?
2026 ve sonrası için oyun değişti:
Yakılan sermaye değil, verimlilik konuşuluyor.
Ego değil, sürdürülebilirlik alkışlanıyor.
Gürültü değil, sonuç değer görüyor.
Kadın girişimciler bu yeni dönemin doğal aktörleri haline geliyor.
Girişimcilik cesaret işidir. Ama sürdürülebilir girişimcilik bilinç işidir. Dünün girişimcileri dünyayı
büyüttü. Bugünün girişimcileri dünyayı dönüştürüyor. Çünkü gerçek inovasyon yalnızca fikirle değil,
bakış açısıyla başlar.
Belki de artık sormamız gereken soru şu: Yeni ekonomiyi kim kuracak değil, nasıl bir değer
sistemiyle kuracağız?
Ve o sistemin içinde kadınların sesi ne kadar güçlü olacak?
Bu bir kadın meselesi değil. Bu Türkiye’nin rekabet gücü meselesi. Çünkü gelecek sessizce inşa
edilmiyor. Birlikte tasarlanıyor.Ve gelin YenidenBiz’de bu geleceği daha güçlü, birlikte inşa edelim.
Flexpro Danışmanı - Seval Üçler


Yorumlar